GLOBAL OFFENSİVE (KÜRESEL SALDIRI)

Print
Haber Tarihi : 20.09.2017 20:55
FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş

  Dünya tarih atlasında Asya’nın kuzeyinden, Anadolu’nun güneyine kadar bir İskit egemenliği var olduğu görülür.

GLOBAL OFFENSİVE (KÜRESEL SALDIRI)
  Dünya Kültür tarihinde İskitlerin Asya’nın hemen bütün batısında yayıldığını ve kurulan şehirlerde ve bulunan yazılarda varlıklarının delillerine rastlanır.   Şu halde İskitlerin kullandıkları dil ve yazı etrüks alfabesi ve Türkçe olduğuna göre dil ve alfabenin yaşatılması hangi varsayımları geride bırakabilir. Onun kaybedilmesi endişesinin ise hangi haklı nedenleri vardır?
      İşte bunlara kesintisiz verilebilecek bir cevap insanlık sorunlarının aşılmasında gerçekçi bir devlet ve uluslararası politikalar belirlenmesinde referanstır. 
      Bundan kaçınmanın ise doğrudan doğruya gerçeğin ifadesi olan bir sosyal düzenin belirli zamanlarda yaşanmış olmasını bilmezden gelmenin yeni bir versiyonudur. 
      Şu halde baskı rejimlerinin gerçekçi yaklaşımlarla yorumlanan tarihi gerçeklerle arasında sorunlar vardır. İnsanlık kazanımları yüz akı sosyal düzenlerin merkez doktrin yaklaşımlı gelişimi sırasında zeminindeki gevşeklik yüzünde bina tutturamayan ideolojik yaklaşımların vurmaya çalıştıkları darbeler hedefine ulaşamayınca palanına gitmektedir. 
      Bu yaklaşımlı sosyal politikaların üretimi olan terörizm bu gerçeklerle yüzleşmek istemeyenlerin istemedikleri halde başlarını ağrıtmayı sürdürmektedir.
      Geçen zaman göstermiştir ki hayatı düzene koymaya yönelik gelen dinlerle tanışıldıktan sonra bu varlık çeşitli kültür farklılaşmasıyla geçen zamanda bölünmüştür. Burada oluşan harita küçük yönetimlere bölünmüş hatta dünya savaşı verebilecek şekilde birbirleriyle savaşmışlardır. 
        Tarih ve kültür konularında devlet politikaları belirlenirken de cumhuriyet döneminde de konu gereken duyarlılıklarla incelenmemiştir.
      Emperyalizmin omurgasını oturttuğu merkez oluşumlar, gerçeğin ifadesi olduğu şekli ile değil dinlerin ortaya çıkışından daha önce toplumsal fenomen olmanın iddialarındaki şekli ile küresel güç odağı olmak eğilimleri, ara dönemlerden sonra geldiği şekli ile yoluna devam etmiştir. 
      Gelişen bilim sadece bu güç odaklarının daha etkili silah bulmalarında değerlendirilmiştir. Ana gayesi olan insanı yaşatmak değil onun en kolay ve en etkili topluluklar olarak daha hızlı nasıl yok edilebileceği hakkında yol arayışları için bulunulmuştur.
      Devletler dinlerin esasında insan olduğu gerçeği ile değil onun daha etkili şekilde bu yaklaşımlı nasıl kullanılabileceği amaçlı politikalar yürütmeye yönlendirilmiştir. 
      Bütün bunlar yapılırken de din adamları sıfatıyla belirli zümreler tanrının yerinde hatta onun varisleri olarak devlet politikalarının izleyicileri konumunda bulunmuşlardır. 
      Şimdi yine Arıkan’da Budist, Çin’in hükümet güçlerinin yaptıklarını haklı bulmaları ve bunun B.M. teşkilatındaki diğer dörtlünün de sessizliği tarih boyunca devam eden küresel güç odakları olmak amaçlarının devam ettiğinin gösterisidir. 
    Bu güç odakları ancak bu anlamda bir vahşette anlaşabildikleri ve bilimin insan ve onu koruyan devlet için değil pagan anlayışlı toplumların kutsal mekânlarda meydana gelen sosyal gerçeklere dayalı birikimleri kullanarak bu küresel sermaye oluşumunun politikalarına desteklemeyen tutumları devam ettiğine şahit olunmuştur. 
      Kutsal değerler ve mekânlarla ilgili duyguların toplumsal anlamda istismar ve sömürüye dönüşmesi insanlık tarihi kadar eskidir. 
      Açıklıkla ifade edilsin veya edilmesin dünyanın hemen her tarafında kişinin kendi ve sosyal çevresi ile ilgili kurulmuş sosyal düzenlerde, hemen hemen her birisinin ileriki zamanlarda bu fasit döngü içinde kaldıkları bilinen gerçektir.
      Bireylerin adli kaygıları olduğu gibi toplumların da bulunmalıdır. Bu kaygıların olması içi insanlık tarihi kadar geçmişi çağrıştıran yazı ve benzer sembollerle tarihe kayıtlı belgelerin incelenerek evrensel değerler olarak bilinmesi gerekir.
        Bu insani yaklaşım pagan anlayışını yaşanan dönemlerde gerçeklerle yüzleşmesine rağmen ataların mirasını kullanma alışkanlığını terk edemeyenlerin toplum olarak sağlanan edinimleri çağın gerçekleriyle uzlaştıramadığı ve bunun için küresel sorunların baş ağrısı durumuna geldiği bir gerçektir.
        Bu anlamda insanlar, toplumlar haline gelmeleri ve bu döngüden kurtararak dünyada hayal edilen, sömürüden ve baskıdan uzak bir sosyal hayat yaşamaları için onun doğasıyla doğrudan ilgili sosyal sistemleri derin tarihleri ile incelenmesi gerekir. 
        Yaratanı sevmenin yaratılmışa insanlık onuru ile yaşamak ve hayata veda edene kadar da bunun erdemi ile gelecek kuşaklara bir sosyal devlet bırakmak yaklaşımı iki bin yıldan beri Türk devlet felsefesinin yapı taşıdır. 
        Miladi 0 da Hz. İsa’nın getirdiği dinin sosyal yapısında bu olduğu için getirdiği din Asya’nın hemen bütün batısı ve güneyinde hızla yayılan bir din olmuştur. 
          Van’da bulunan bir taş üzerinde 6000 yıl önce bulunan bir haç işareti Türklere aittir. Bunun insan ruhunu dünyaya ok gibi gelen ve ok gibi giden ifadesi olduğu da bilinen bir tarih olayıdır. Bu nedenle Türkler “ok ulus” olarak tarihte anılır. Ancak bu işaretin de MS. Üçüncü yüzyılda nasıl Hıristiyanlık sembolü yapıldığı ve onunla neyin sembolleştirilmek istediği, hayat gerçeklerinin hangisine uyduğu henüz hür düşünebilen bir dünyada onun günümüzde uluslararası temsilciliğini yapanlar tarafından anlatılmamıştır. 
        Bunda rahatsızlık duyan pagan anlayışının trolleri tarihte StPier ve StPoul dür. Baskı rejimleri her dönemde gerçeği çağrıştıran yaklaşımlara karşı bir toplumun tarih değerlerini uluslararası sermaye edinimi yolunda feda edebilmişlerdir. Bununla insan yaratılışına uygun olmayan sosyal olayların çağın vebası denilebilecek afetleri ile karşılaşılmıştır. 
        Yaşadıkları dönemler hızla yayılan gerçekçi dini yaklaşımların arasına toplumların önceki sosyal ve ekonomik yaklaşımlarının terk edilmesinden kaçmaları ve bu arada yaşanan güzellikleri ve birikimleri de o çağda doğmuş gerçek insan yaklaşımlı toplum hayatına karşı kullanma yoluyla insan ve onu yaşatan devlet anlayışı karşısında yer almışlardır.
        O çağda ibadet yerleri olan kiliseler dahi St. Poulcu ve StPierci olarak ayrıştırılarak bundan dahi karşılarında efsane uygarlığı doğuran, şehirler kurmuş olan, alfabe ve dilin egemen olduğu bir millet dokusunu gaflete düşürecek sosyal politikalar uygulanmıştır. 
      Çağlar ötesinden gelen Finike, Arap ve Fars egemen edebiyat, dil ve felsefesinin ticaret yoluyla Batı Asya’yı ve Anadolu’yu nasıl ayrı kültürlere böldüğü ve buna Türk devlet anlayışına göre nasıl karşılık verildiği tarihlerde sabittir.    
    Bu gerçek İstiklal savaşı sonrasında devletin gerçek sosyal hayat sorunlarıyla ilgilenmesine göre dizayn edilmesi sürecinde de devreye sokulmuştur.
        Çağın insanlık sorunlarıyla değil de kişisel ve onunla belirli menfaat çevrelerinin yararına gidişi kolaylaştıran küresel sermaye edinme ve ona zarar verilir korkusuyla küresel afetlere neden olmak olayı vardır. Ve çağın iki büyük cihan savaşı ardından çağlar öncesinde başlanan dil ve yazı ile de bütünlük oluşturan bu toplumsal olaya farklı doktrinlere göre çağımızda oluşan farklı emperyal güçlerin de benzer yaklaşımlı bölme ve asimile etmek afeti yaşanmaya devam etmektedir. İşte bu köyü tecrübenin yaşandığı dünyada bir taraftan da güzellikler yaşanmıştır. Bunlar onların siyasi otoritelerince yakından izlenmektedir. Şu halde Asya’nın kuzeyinde ve batısında mukaddes değerlerle alay ederek halgi sosyal politikalar üretilmiştir. Anadolu’da buna hangi irade son vermiştir. Ve adının Avrupa olarak nereden geldiği bir türlü belirlenemeyen kıta üzerinde dünyanın bütün bölgelerinde hangi küresel saldırılar hangi merkezler için yapılmaktadır? Peygamber torunları bu saldırının hangi tarafında hangi çağda getirilen yorumlarla hangi mezhebin mensupları olarak bu projede yer almaktadır? Bu gerçekler ister istemez insan aklını meşgul etmeye devam etmektedir.
FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş
Yazarlarımız
Süper Lig Puan Tablosu
Sr
Takımlar
Oy
Av
Pu
1
Beşiktaş
34
40
79
2
Osmanlıspor
34
16
52
3
Akhisar B.
34
1
46
4
Eskişehirspor
19
24
44
5
Gençlerbirliği
19
20
39
6
Ç. Rizespor
34
-9
37
7
Gaziantepspor
19
20
35
8
Bursaspor
19
1
31
9
Sivasspor
34
-14
31
ANASAYFA |GÜNDEM |BÖLGESEL |SİYASET |EKONOMİ |DÜNYA |SPOR |SAĞLIK |YAŞAM |BİLİM VE TEKNOLOJİ |EĞİTİM |KÜLTÜR SANAT |MAGAZİN
GÜRÜŞ SAYFAM YAP| |RSS ÖZET AKIŞI|İLETİŞİM|KÜNYE
Turkuaznet İnternet ve Bilişim Hizmetleri Tarafından Geliştirilmiştir. Tüm hakları saklıdır.