TÜRKİYE CUMHURİYETİ DOĞUŞUNUN MANİFESTOSU

Print
Haber Tarihi : 10.10.2017 12:21
FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş

Bilimi keşfeden akıl, onda bulduğu cevheri Tanrının varisi olarak kullanma arzusundan vazgeçilmedikçe, tarihi materyalizm anlayışıyla doyma noktasına gelen küresel semayenin milletleri bölme, parçalama, birbirinden uzaklaştırma girişimleri sürmektedir.   

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DOĞUŞUNUN MANİFESTOSU
Bilimi keşfeden akıl, onda bulduğu cevheri Tanrının varisi olarak kullanma arzusundan vazgeçilmedikçe, tarihi materyalizm anlayışıyla doyma noktasına gelen küresel semayenin milletleri bölme, parçalama, birbirinden uzaklaştırma girişimleri sürmektedir.   
        İnsanlık adına sosyal ve kültürel doktrin yaklaşımlı pagan ideolojilerinin kaynağında, kutlu mücadeleler verildi. Bu nedenle mukaddes topraklardan söz edildi. 
      Ancak bu anlayış sosyal bilimlerin anafikri yapılanmadığı için materyalizm ve bunu işleyen doktriner sistemler kuruldu. 
      Oysa temel insanlık sorunu bir millet anlayışını dış siyaset politikaları ile yok etmeye yönelik anlayışlar yaşatıldığı küresel kara sermaye bu sistemler içerisinden de yol bularak yürüyebilmektedir.
      İnsan merkezli devlet yaklaşımı ile tarihin derinliklerinden inklabın verdiği bütün insani kazanımları kişi ve toplum yaklaşımı ile bütünleştirerek yoluna devam eden bir gerçek beşeri düzen ve onun dayanağı olan bir devlet vardır. 
    Bu devletin Anadoluda, Yunus, Mevlana gibi kazanımlarının iyi tanınması, insanlık tarihi kadar eski bir ideoloji savaşında etkili pagan küresel politikaları ile insalığı milli birliğinden kopartan ve ona karşı gelişen tarihin derinliklerinden nefes alan bir insanlık fenomeninin yrinde ve doğru kültür yaklşımlı olarak bilinmesinin sağlanması tarihi bir geklişmedir.
      Bu gelişme Atatürk’ü ve Türkiye cumhuriyetini yaklından tanımak isteyenlerin iyi takip etmeleri gereken bir olaydır.
      İşte Türkiye cumhuriyetinin kuruluşunda bu devletin varlığının şahitliği cihana cihan barışı gibi bir stratejik yaklaşımla ilan edilmiştir. 
    Yapılan karşı ideolojik savunmalarda, bu merkezde kısa dönemli de olsa  yaşanmış mutlu beşeri hayat kazanımıyla, gönüllerde tek tanrı inancının sağladığı uzlaşı kültürü, yaratılmışın onur levhası olarak dünya siyasi tarihinde yerini alır.
    İnsan varlığının bulunduğu hemen her yerde, bir efsane geleceğin dünya devletinin hazırlığı  ve heyecanı ile yaşanabilecek bütün fenalıklara Bilal-i Habeşi kadar dayanıklık gösterilebilmişken, kuşkusuz yapılan haklı beşeri mücadelenin de insanlık adına kutlu bir kazanımı olacaktır. 
    Bu umut kaybolmamalıdır. Bu umudunu yitirenler yaşayan ölüler olarak bilinirler.
    Bir cihan devleti insan merkezlidir. Ve hedefi yaratılmışın hukukunu korumaktır.
    Bu anlamda bir millet oluşumunu engelleyen en büyük tehlike milletin farklı toplumlarla genetik bağ kurmuş olmasından doğan fiziki bilirginliklerdir.
    Ancak bu yaklaşımlar söz konusu olan milletin onbeş bin yıldan beri korumakta olduğu insanlık değerlerinin yaşatılması anlamında, küresel kara sermaye edinimi ideolojisi ile karşısına çıkartılan insanlık adına yaşanılan bu yanlışlıklara millet idealinin yaşatılması prensibi içerisinde karşılık verilmesidir.
    Ön asyada doğan bu inklabın muhatabı insandır.
    İnsan yaratılıştan cahil olduğunu, ona bunu anlatacak uygun bir uslüp içerisinde eğitimin sağlanamayışı, toplum hayatına geçildiğinden beri vicdanları yaralayan ciddi sorunları da dinmeden zamanımıza kadar taşınmasının tek nedenidir.
    Anadolunun bu inklaba hazırlanması dahi hem ülke yönetimlerinin hem de kültür ve ekonomi ile  dışarıdan ilişkili olduğu toplumların yönetimleri tarafından yeterli ilgiyi göremedi. Oysa Türkiye cumhuriyetinin en değerli varlığı milli şairleri, Yunus Emresi, Mimar sinanı ve yurtta barış cihanda barış haykırışını cephelerden cephelere haykıran eğitimci ve tarihçi Gazi Mustafa Kemalidir.
    Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı- Bayram-ı Velinin topluma ve yönetime verdiği insan mesajı da sorunların yumak olarak bümesi karşısında, Türk milletinin tarihi vasfı olan yazı, fen ve sosyal bilimler hakkında yetersiz kalınmıştır.
      Bu girişimlerdeki yetersizliğin nedeni küresel emperyalizmin insani toplumlar arasında sağladığı ekonomi ve siyasi boyuttur.
    Bu girişimler dolayısıyla milleti rahatsız eden yaklaşımlara karşı doktrin bağlamında topyekün mücadele verildiği söylenemez. 
    Burada bilimin kazanımlarını insan merkezinden uzaklaştıran geleneksel kültür yaklaşımlarının yer kürede tarihi materyalizmle tarihin derinliklerinden günümüze kadar bir örümcek ağı örneğindeki, zayıf fakat etkili saldırısına karşı bilim merkezli gerçekçi bir  milli ve insani derleniş gerekmektedir. 
    Bu yaklaşımın rahatsız edici boyutlara erişmesinin nedeni vardır.
    Mücadele sadece toprakların savunulması anlamında olmayıp milletin sahip olduğu insan anlayışının devletle yaşatılması prensibi içinde olmaktır.
    ekonomilk, kültürel, millet varlığı temelinde karşılaşılan doktrin yaklaşımlı engellerin aşılması için bütünlük arz edecek şekilde devlet politikaları olarak benimsenilmesidir. 
      Milli eğitim politikalarında milleti yaşatan değer olarak milli siyasetin de öğretilmesi milli bir görevdir.
    Tarih boyunca onun bu vasıflarının yok edilmesi ile uğraşanların ifşası ve karşısında askeri ve siyasi bir güç oluşturulması amaçlı mücadele esası vardır.
      Asyanın ortasında ve batısında Amerikaya kadar tarih boyunca uzanan Kafkasya, Balkanlar, Anadolu ve Asyanın Batısında bir pagan kültürünün ekonomi, siyaset ve siyasi izleri bulunur. 
      Mukaddes topraklar olarak müslümanlar tarafından ziyaret edilen ve tarihinde kısa dönemlerle şerefli olaylara rastlanan topraklar bu sözü edilen yerlerde halen yaşanan insanlık dramının devam etmesinin önlenmesi gerekir.
    Bu söz konusu yerleri emperyalizt amaçlılarla ortaklığı devam ettirmek iradesizliğiyle, bu ülkelerde yaşayan toplumların, gerçekçi tarihlerinde hangi emperyalist yaklaşımlardan etkilendiklerinin doğrudan yönetimlerinde bulunanlar tarafından, cihana bir itiraf olarak, anlaşılır lisanla anlatılması zorunluluğu vardır. 
      Onların hidayetleri ancak  bu yolladır. 
      Fakat tarihten gelen küresel sermaye tekellerinin izin verme korkusu söz konusu toplum liderlerinin para ve itibar kaybetmek endişeleri cenabı hakkın farz kıldığı onun dininin yayılması mücadelesindeki bir ihmalin onları bu pagan yaklaşımında bir mantık birliğine sürüklerken insanlık dramı dünyanın her tarafında çığ gibi artarak devam etmektedir.
      Tarihte Türklerin Selçuklunun da kopartılan tesbih tanelerinin kaderini yaşaması mukadderdi. Ancak bunca zorluklarla Anadolu’da yakılan hürriyet meşalesi devletin içerisinde düşürülmek istendiği benzer bölünme mecrası içerisine yuvarlanılması Gündüz Alp’in serdengeçtileri ile altı yüzyıl engellenmiştir.
      Her türlü olumsuzluğa rağmen millet sinesinde yaşanan milli derleniş, İstiklal savaşında Gazi Mustafa Kemal’in bu gidişe küresel milli toparlanı kültür mücadelesi bağlamında devleti kurtarmak için verdiği yeni ivme muhatapları tarafından anlayışla karşılanmıştır.
      Bu yaklaşımlarla insanlık cihan savaşları yaşandığı bir sırada devletiyle ona sahip çıkılması için yeni ve köklü bir kazanım şansı yakalamıştır. 
      Cumhuriyyet öncesinde olduğu gibi Sonrasının da devlet yönetimlerinde aynı tekelci yaklaşımların izleri vardır. 
      Bu yaklaşımlar tarihin köklerinden bulabildiği hayat suyunu her türlü korkutmak ve baskı yapmak yolu ile neden olduğu beşeri felaketlerine devam eğilimindedir.
      Devlet yönetimlerinde baz alınan siyasi partiler içerisinde de neden oldukları güven duygusu ile toplum devlet yönetimine karşı soğuk hisler besleme eğilimine girmişken onun küresel tekelci semaye edinim aşkının giderek artma eğiliminde bulunması belki de kısa süren bir saman aleviydi.
      Ancak amacı milli derlenişe konu olan kültür kaynaklarının insan ve devlet yaklaşımlı doktirin karşısında daha fazla hayatta tutunmaktır.
      Şu halde Yunusun ifadesi ile devir kalplere girmek devridir. 
      Buradaki en büyük kavga mukaddes mekanlar diye adlandırılan yerlerin tarihteki kültür yaklaşımlarının onun bu haklı mücadelelerden dolayı sahip olduğu adı gölgeleyebilen her türlü siyasi ve ekonomik birlik arayışlarının kültür boyutuyla insanlığa ne kazandırmış ve ne kaybettirmiş olduğunun cihanda bilinmesi şarttır.
      İşte bu durumun tesbiti aynı zamanda bir kökü peygamberlere karşı savaşlarla gelişen bir tekelci sermayenin de tadili ve bu anlamda bilinen ekonomi ve siyasi yaklaşımların da noksanlarının tamamlanılması konusu samimi olarak bütün milletler tarafından stratejik bir hedef olması gerekecektir. 
      Uzlaşı kültürü ile cihanın her tarafında varlığı sahip çıktığı alfabe, tarihi bulguların korunması ve takdir edilmesi bağlamındaki birlikler aynı zamanda dini yaklaşımlardaki ayrılıkların da devlet yolunda herhangi engel bulunmadığının bir ifadesidir. 
    Bu toplumları haksız yere saran tarihin derinliklerinde sır olarak kalan pagan anlayışın, tek bir yaratanın bulunduğu anlayışlı bilim  ve buna dayalı devlet oluşumu karşısında onun doktrin anlamında bu merkezde aldığı yenilgi aksiyon anlamında ve daha sonra gelişen ideolojik mücadele döneminde de karşılaşılmış olan her türlü zorluklara rağmen zafer kazanılazaktır.
    Orta doğu kökenli, bu küresel kara sermaye desteğindeki batılın butlanı terörün de bütün varlık nedenleri doğru anlaşılmış ve başlatılan bu yönlü mücadele biçimleri de anlamını yitirmiş olacaktır. 
      Burada doğacak olan ortak bir iradenin de tek adı vardır ki bu da Türkiye cumhuriyetidir.
FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş
Yazarlarımız
Süper Lig Puan Tablosu
Sr
Takımlar
Oy
Av
Pu
1
Beşiktaş
34
40
79
2
Osmanlıspor
34
16
52
3
Akhisar B.
34
1
46
4
Eskişehirspor
19
24
44
5
Gençlerbirliği
19
20
39
6
Ç. Rizespor
34
-9
37
7
Gaziantepspor
19
20
35
8
Bursaspor
19
1
31
9
Sivasspor
34
-14
31
ANASAYFA |GÜNDEM |BÖLGESEL |SİYASET |EKONOMİ |DÜNYA |SPOR |SAĞLIK |YAŞAM |BİLİM VE TEKNOLOJİ |EĞİTİM |KÜLTÜR SANAT |MAGAZİN
GÜRÜŞ SAYFAM YAP| |RSS ÖZET AKIŞI|İLETİŞİM|KÜNYE
Turkuaznet İnternet ve Bilişim Hizmetleri Tarafından Geliştirilmiştir. Tüm hakları saklıdır.