DAVET EDİLMEMEK DEĞİL, YÖNETİM ANLAYIŞI MESELESİDİR!

featured

Ortahisar Belediyesi tarafından düzenlenen “Sera Gazı Emisyon Azaltımı ve İklim Uyum Çalıştayı”na Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi’nin davet edilmemesi, açıkçası bizim açımızdan üzerinde günlerce konuşulacak, “Neden davet edilmedik?” diye kapı kapı dolaşılacak bir mesele değildir.

Ancak kamuoyundan gelen, “Neden katılmadınız?” sorusunun sayısı o kadar arttı ki, konunun muhataplarının yerine biz cevap vermek zorunda kaldık. Bu nedenle bu açıklamayı yapma gereği duyduk.

Çünkü mesele bir davet meselesinden çok daha büyüktür. Mesele; kamu yönetimine, meslek kuruluşlarına, uzmanlığa, ortak akla ve kamu yararına nasıl bakıldığı meselesidir.

BİZİM DURDUĞUMUZ YER BELLİDİR

Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi bugüne kadar hiçbir makamın davetine göre konum almamıştır. Bizim ölçümüz; makam değil kamu yararıdır.

Anayasa’nın 135. maddesi kapsamında faaliyet gösteren kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının varlık nedeni, kendi üyelerinin kişisel çıkarlarının ötesinde meslek alanlarıyla ilgili kamusal sorumluluklarını yerine getirmektir.

Biz de yıllardır tam olarak bunu yapıyoruz. Tarımda, kırsalda, çevrede, kentleşmede, doğal kaynaklarda, üretimde, gıdada ve Trabzon’un geleceğini ilgilendiren her konuda; doğru bildiğimizi söyledik. Bazen alkışlandık. Bazen eleştirildik. Bazen de hiç hoş karşılanmadık. Âmâ bir şeyi hiç değiştirmedik: Duruşumuzu. Çünkü bizim için davet edilmek bir itibar ölçüsü olmadığı gibi, davet edilmemek de bir itibar kaybı değildir.

İKLİM ÇALIŞTAYINDA ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI NEDEN YOK?

Şimdi asıl soruya gelelim: Sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum konuşulurken; tarım,toprak,su,bitkisel üretim, kırsal alanlar, gıda güvenliği, kuraklık, erozyon, doğal kaynakların korunması, iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkileri gibi başlıkların uzmanlık alanında bulunan Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi neden davet edilmemiştir?

Bunun cevabını biz vermeyelim. Çünkü belki de çok daha basit bir cevabı vardır: “Listeye yazmayı unutmuşuz.” Olabilir. İnsanlık hâli…

Ama mesele gerçekten buysa, bu kadar önemli bir çalıştayın hazırlık aşamasında hangi kurumların, hangi meslek odalarının ve hangi uzmanların sürece dahil edileceğinin belirlenmemiş olması da ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir yönetim meselesidir.

Yok eğer unutulmadıysak… O zaman daha da ilginç.

Çünkü iklim değişikliğini konuşup tarımın uzmanlarını dışarıda bırakmak, biraz balıkçılarla orman yangını çalıştayı yapmaya benziyor.

BELEDİYECİLİK SADECE ETKİNLİK DÜZENLEMEK DEĞİLDİR

Belediyecilik; afiş hazırlamak, çalıştay düzenlemek, toplantı yapmak, fotoğraf çektirmek ve sonunda “çok güzel bir etkinlik gerçekleştirdik” demekten ibaret değildir.

Belediyecilik; kamu kaynağını doğru kullanmak, vatandaşın malını korumak, uzmanların görüşünü almak, meslek kuruluşlarını sürece katmak, eleştiriye tahammül etmek, verilen sözün arkasında durmak, liyakat ve hakkaniyeti gözetmek, şeffaf olmak ve en önemlisi; emanet edilen makamı kişisel tasarruf alanı olarak görmemektir.

Çünkü belediye başkanlığı bir mülk değildir. Belediye bütçesi şahsi bütçe değildir. Kamu malı miras değildir. Ve seçilmiş olmak, kamu kaynaklarıyla yapılan her hizmeti kişisel bir iyilik gibi sunma hakkı vermez.

VATANDAŞIN VERGİSİYLE YAPILAN HİZMET, İYİLİK DEĞİLDİR!

Burada çok temel bir noktayı hatırlatmak gerekiyor: Vatandaşın ödediği vergilerle yapılan hizmetler, yöneticinin vatandaşına yaptığı kişisel iyilikler değildir. Vatandaş zaten vergisini ödemektedir. Yani belediye yöneticisi kendi cebinden hayır yapmamaktadır. Halkın parasını halka hizmet olarak geri vermektedir.

Asıl meziyet; o parayı doğru yerde, doğru zamanda, doğru yöntemle ve gelecek nesilleri de düşünerek kullanabilmektir. Bizim anlayışımızda ise daha temel bir ilke vardır: “Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli.” Kamu hizmeti reklam malzemesi değil, kamu görevidir.

Birilerini memnun etmek için susmak, bizim anlayışımız değildir. Bir makamdan davet almak için doğru bildiğimizden vazgeçmek de değildir. Çünkü biz şuna inanıyoruz:

  • Şehirler alkışla değil, doğru kararlarla büyür.
  • Belediyeler reklamla değil, adaletle yönetilir.
  • Kamu kaynakları gösteriş için değil, kamu yararı için kullanılır.
  • Meslek odaları da davet edildiğinde değil, ihtiyaç duyulduğunda değil; her zaman ortak aklın doğal paydaşı olarak görülmelidir.

Bu etkinliği düzenleyen Ortahisar belediyesi ise kendisine yazılan yazıya cevap vermeme, yıkım kararı olan yerleri koruma, dün eleştirdiği Yönetim şekli ile aynı yönde el kaldırma, malına ” malına kurumlar arası işbirliği” düşüncesiyle  sahip çıkmayan fakat yüzüncü yıl yüzme havuzu ve Beşirli tenis kortu tahsisleri iptal edilen, Trabzon’daki kurumsal firmayla değil de  il dışı firmayı tercih  eden, ise alımlarda en yakınından başlayan sonra tepki karşısında geri adım atan, Danıştay kararı olmasına rağmen mühendisin üstüne amir atayan ve yüzlerce hocadan ders alan mühendisler için yakışmayan ifadeler kullanan, söz verdiği atama için izin işlemleri devam ederken başka birini atayan ve bunun gibi bir çok konudaki yönetim anlayışından başka bir şey beklenemezdi.

Ve hayat uzun…

  • Bugün aynı masada olmayabiliriz.
  • Bugün aynı düşüncede olmayabiliriz.
  • Bugün birbirimizi görmezden gelebiliriz.

Ama unutmayın: Bir gün, bir yerde elbet aynı havayı soluyacağız. O gün geriye ne davet kalacak, ne makam, ne koltuk, ne de alkış…Geriye yalnızca; “Bu şehir için ne yaptık?” sorusunun cevabı kalacak.

Bizim cevabımız şimdiden belli: Kamu yararının yanında olduk. Ve olmaya devam edeceğiz.

Cemil PEHLEVAN                                                                                                                                  ŞUBE BAŞKANI

DAVET EDİLMEMEK DEĞİL, YÖNETİM ANLAYIŞI MESELESİDİR!
Giriş Yap

Haberim Hamsi | Trabzon Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!