İSMET KÖSOĞLU
RİZE-Çay üreticisi ve eski İl Genel Meclisi Üyesi Emin Kanbur çayda kimyasal boya kullanımına sert tepki göstererek önemli bir açıklamada bulundu. Kanbur açıklamasında’’ bu yapılan Türk Çayına suikasttır’’
Eski İl Genel Meclis Üyesi Emin Kanbur’un konu hakkındaki yazılı açıklaması şu şekilde’’ Son bir hafta içerisinde bölgemizde faaliyet gösteren üç ayrı özel sektör çay firmasının ürünlerinde yapılan analiz ve laboratuvar incelemeleri sonucunda, yalnızca yasaklı gıda boyası değil, kimyasal boya katkısı da tespit edildi.
Bu son tespit, çayda boya katkısı konusunda bugüne kadar yaşanan ve bardağı taşıran gelişmelerden biri olarak kayıtlara geçti. Bu durum, yalnızca ilgili firmaları değil, bütün Türk çayını hedef alan büyük bir itibar kaybına yol açmıştır. Türk çayının yıllardır emekle oluşturduğu güven algısı, maalesef birkaç sorumsuz üretici yüzünden ağır bir darbe almıştır. Piyasaya baktığımızda bunun ekonomik yansımasını da görmek mümkündür. Özel sektörün pazar payında ciddi bir daralma başlamıştır. Çünkü tüketici artık haklı olarak sorguluyor.
Düşük fiyatlı çay kaliteli Çay değildir
Yaş çayın kilogram fiyatı yaklaşık 35 lira seviyesindedir. Beş kilogram yaş çaydan ortalama bir kilogram kuru çay elde edilir. Yani yalnızca hammadde maliyeti 180-200 liraya yaklaşmaktadır. Bunun üzerine işçilik, enerji, ambalaj, nakliye, vergi ve diğer üretim giderleri eklendiğinde, Türk Gıda Kodeksi Siyah Çay Tebliği’ne tamamen uygun üretilmiş bir çayın 230-250 liraya satılması ticari gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Ticaret, para kazanma sanatıdır. Hiç kimse zarar etmek için üretim yapmaz. O halde tüketicinin şu soruyu sorması son derece doğaldır:
Bu kadar düşük fiyatla satılan ürünün içerisinde gerçekten yalnızca siyah çay mı vardır? İşte bugün yaşadığımız güven bunalımının temel nedeni de budur.
Hangi çayı güvenle içebiliriz?
Asıl üzerinde durmamız gereken konu budur. Çünkü bugün itibarsızlaştırılan yalnızca birkaç firma değildir. Türk çayı topyekûn bir itibar suikastına maruz bırakılmıştır. Ne yazık ki bu suikastın tetiğini dış güçler değil, sektörün içindeki kurallara uymayan bazı üreticiler, merdiven altı paketleme tesisleri ve haksız kazanç peşinde koşan sorumsuz kişiler çekmektedir. Oysa bu sektör; yüz binlerce üreticinin alın teri, binlerce sanayicinin emeği ve Türkiye’nin en değerli tarımsal markalarından biridir.
Türk çayının itibarını korumak, sadece devletin değil; üreticinin, sanayicinin, paketleyicinin ve sektörün bütün paydaşlarının ortak sorumluluğudur. Kurallara uymayanlara karşı tavizsiz denetimler uygulanmalı, suistimal edenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Çünkü kaybedilen güven yeniden kazanılır; fakat bunun bedeli yıllar alır. Türk çayının buna tahammülü yoktur.

