1. Haberler
  2. Bölgesel
  3. 2025-2026 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SONU DEĞERLENDİRME RAPORU

2025-2026 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SONU DEĞERLENDİRME RAPORU

featured
Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 MEB BAKANI YUSUF TEKİN’E KARNE VERMİYORUZ!

2025-2026 eğitim öğretim yılının sona erdiği bugünlerde, eğitim sisteminin içinde bulunduğu tabloyu, eğitim emekçilerinin yaşadığı sorunları, öğrencilerimizin karşı karşıya bırakıldığı eşitsizlikleri ve kamusal eğitimin geleceğini değerlendirmek amacıyla bu raporu kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Bir eğitim öğretim yılı daha, eğitim alanında derinleşen sorunların çözülmediği, aksine daha da ağırlaştığı bir dönem olarak geride kalmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim politikaları; öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin beklentilerine yanıt vermekten uzak kalmış, eğitimdeki yapısal sorunları çözmek yerine yeni sorun alanları yaratmıştır.

Eğitim Emekçilerine Yönelik Baskılar Artmıştır

 Son dönemde hak arama mücadelesi yürüten öğretmenlere yönelik polis müdahaleleri, gözaltılar ve ters kelepçe uygulamaları demokratik hak ve özgürlükler açısından kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyelerinin ve mülakat mağduru öğretmenlerin gerçekleştirdiği barışçıl eylemlere yönelik şiddet, eğitim emekçilerinin taleplerini bastırma girişimidir.

Hak arayan öğretmenlere cop gösteren anlayışın, eğitim sisteminin sorunlarını çözmesi mümkün değildir.

Öğretmenlik Mesleği İtibarsızlaştırılmıştır

Öğretmenlik mesleği yıllardır ekonomik, sosyal ve mesleki açıdan değersizleştirilmektedir. Yetersiz ücretler, güvencesiz çalışma biçimleri, siyasi kadrolaşma ve liyakat ilkesinden uzak atamalar öğretmenlerin çalışma koşullarını her geçen gün daha da ağırlaştırmaktadır.

Proje okullarında yaşanan keyfi görevlendirmeler ve liyakatsiz atamalar nedeniyle birçok okulda çalışma barışı bozulmuş, öğretmenler sistematik baskı ve mobbinge maruz bırakılmıştır.

Ücretli Öğretmenlik Kölece Çalıştırma Düzenine Dönüşmüştür

On binlerce ücretli öğretmen asgari ücretin dahi altında gelirlerle çalıştırılmaktadır. Aynı işi yapan öğretmenler arasında büyük ücret ve hak farklılıkları yaratılması kabul edilemezdir.

50 bini aşkın ücretli öğretmenin kadrolu ve güvenceli istihdama geçirilmemesi eğitim sisteminin en büyük ayıplarından biridir.

Emeklilik Sistemi Öğretmenleri Çalışmaya Mahkûm Etmektedir

Bugün 140 binden fazla öğretmen emeklilik hakkını elde etmiş olmasına rağmen düşük emekli aylıkları nedeniyle görev yapmak zorunda kalmaktadır. Öğretmenler yıllarca verdikleri emeğin karşılığında insanca yaşayabilecekleri bir emeklilik hakkına sahip değildir.

Eğitimde Laiklik ve Bilimsellik Geriye Gitmektedir

Eğitim politikalarında bilimsel ve laik eğitim anlayışından uzaklaşılması kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Eğitim kurumlarında çeşitli vakıf, dernek ve dini yapıların etkisinin artırılması, pedagojik ve bilimsel ölçütlerden uzak protokollerin yaygınlaştırılması kamusal eğitim anlayışını zedelemektedir.

Çocuklarımızın geleceği bilimsel, laik ve demokratik eğitim ilkeleri temelinde şekillenmelidir.

Çocuk Emeği ve Mesleki Eğitim Politikaları Alarm Vermektedir

MESEM uygulamaları ve benzeri politikalar sonucunda çocuk işçiliği yeniden yaygınlaşmıştır. Okul sıralarında olması gereken çocukların işyerlerinde çalıştırılması kabul edilemez bir durumdur.

İş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların varlığı, eğitim politikalarının ve çocuk koruma mekanizmalarının başarısızlığını ortaya koymaktadır.

Sınav Baskısı Gençlerin Geleceğini Karartmaktadır

Sınav merkezli eğitim sistemi öğrenciler üzerinde ağır psikolojik baskılar yaratmaktadır. Başarıyı yalnızca sınav sonuçlarına indirgeyen anlayış gençlerde yetersizlik duygusunu, kaygıyı ve umutsuzluğu büyütmektedir.

Eğitim sistemi öğrencilerin çok yönlü gelişimini esas alan bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır.

Eğitimde Eşitsizlik Derinleşmektedir

Okullar arasındaki fiziki, teknolojik ve akademik farklılıklar giderek büyümektedir. Eğitim hakkı öğrencinin yaşadığı mahalleye, ailesinin gelir düzeyine veya okulunun olanaklarına göre değişmemelidir.

Bugün birçok okul temizlik personeli, yardımcı hizmetler çalışanı ve teknik personel eksikliği nedeniyle ciddi sorunlar yaşamaktadır. Okulların temel ihtiyaçları dahi karşılanamaz durumdadır.

Eğitimin Finansmanı Velilerin Omuzlarına Yıkılmıştır

Merkezi bütçeden eğitime ayrılan kaynaklar yetersizdir. Okulların temizlikten güvenliğe, kırtasiyeden bakım-onarıma kadar pek çok ihtiyacı velilerden toplanan bağışlarla karşılanmaya çalışılmaktadır.

“Kayıt parası”, “bağış” veya “katkı payı” adı altında sürdürülen uygulamalar kamusal eğitim hakkına zarar vermektedir.

Eğitimde Şiddet Sorunu Çözülmemektedir

Öğrencilere ve eğitim emekçilerine yönelik şiddet olayları her geçen yıl artmaktadır. Ancak iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı sorunu yalnızca güvenlik boyutuyla ele almakta, şiddeti yaratan ekonomik, sosyal ve kültürel nedenleri görmezden gelmektedir.

Kalıcı çözüm; demokratik, eşitlikçi ve sosyal politikalarla mümkündür.

Özel Okullaşma Teşvik Edilmektedir

Kamusal eğitim güçlendirilmek yerine özel okulların eğitim sistemi içindeki ağırlığı artırılmaktadır. Eğitim hizmetinin piyasa koşullarına terk edilmesi hem eşitsizlikleri büyütmekte hem de eğitimi bir hak olmaktan çıkarıp satın alınan bir hizmete dönüştürmektedir.

Sonuç ve Değerlendirme

2025-2026 eğitim öğretim yılı göstermiştir ki Milli Eğitim Bakanlığı’nın uyguladığı politikalar eğitim alanındaki sorunları çözmek bir yana, daha da derinleştirmiştir.

Öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin ortak taleplerine kulak tıkayan; eğitim emekçilerinin hak arama mücadelelerine baskıyla yanıt veren; laik, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışını gerileten politikaların sorumluluğu doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı yönetimine aittir.

Bu nedenle Eğitim Sen Trabzon Şubesi olarak, eğitim sisteminin içine sürüklendiği bu tablo karşısında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e karne vermiyoruz.

Çünkü eğitimde yaşanan sorunların büyümesinde siyasi ve idari sorumluluğu bulunan bir bakanın başarılı sayılması mümkün değildir.

Eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin büyük çoğunluğunun memnun olmadığı; sorunları çözmek yerine derinleştiren uygulamalar nedeniyle Sayın Yusuf Tekin’in eğitim kamuoyu nezdindeki meşruiyetini önemli ölçüde yitirdiğini düşünüyoruz.

Türkiye’nin ihtiyacı; liyakati esas alan, laik ve bilimsel eğitimi savunan, kamusal eğitimi güçlendiren, öğretmenlerin ve öğrencilerin sesine kulak veren demokratik bir eğitim anlayışıdır.

Eğitim Sen olarak bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. 25.06.2026

Muhammet İKİNCİ

Eğitim Sen Trabzon Şube Başkanı

2025-2026 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SONU DEĞERLENDİRME RAPORU
Giriş Yap

Haberim Hamsi | Trabzon Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!