Türkiye, uzun süredir demokratik hukuk devleti ilkelerinden uzaklaştırılan, halk iradesinin baskı altına alınmaya çalışıldığı ağır bir siyasal kriz sürecinden geçmektedir. Son yaşanan gelişmeler, yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi değil, ülkenin demokratik geleceğine, seçim hukukuna ve toplumsal muhalefetin varlığına dönük kapsamlı müdahalelerin yeni bir halkasıdır.
CHP’nin kurultay süreçlerinin, delegasyon iradesinin ve örgütsel işleyişinin yargı eliyle tartışmalı hale getirilmesi, yalnızca ilgili partiyi değil, Türkiye’de seçim hukukunu ve demokratik siyasal yaşamı doğrudan ilgilendirmektedir. Siyasal rekabetin sandık yerine yargısal müdahaleler üzerinden şekillendirilmeye çalışılması kabul edilemez.
İktidar bloğu, toplumsal desteğini ve demokratik meşruiyetini hızla yitirirken, yargı, bürokrasi ve devlet olanakları üzerinden siyasal alanı yeniden dizayn etmeye çalışmaktadır. Muhalefetin iç dengelerine yargı ve devlet mekanizmaları üzerinden müdahale edilmesi, toplumsal itirazın etkisizleştirilmeye çalışılması ve halkın değişim talebinin bastırılması, ülkeyi daha derin bir kutuplaşmaya, hukuksuzluğa ve siyasal gerilime sürüklemektedir.
Ekonomik ve sosyal krizlerin derinleştiği, milyonlarca emekçinin yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik içinde yaşamaya zorlandığı bir dönemde, siyasal iktidarın toplumsal rızayı büyütmek yerine baskı ve müdahale yöntemleriyle siyasal alan üzerindeki denetimini artırmaya yönelmesi kaygı vericidir.
Bugün yaşananlar, yalnızca belirli siyasal çevreleri değil, emeğiyle yaşayan milyonların geleceğini, demokratik hak ve özgürlükleri, seçme-seçilme hakkını ve halkın iradesini doğrudan ilgilendirmektedir. Demokratik yollarla yönetemeyenlerin, baskı ve müdahale yöntemleriyle siyasal alanı kontrol altında tutma çabası demokratik yaşamı ve toplumsal meşruiyeti daha fazla zedelemektedir.
Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu olarak bir kez daha altını çizerek ifade ediyoruz ki,
Halkın iradesinin yerine vesayetçi anlayışların geçirilmesine, siyasal müdahalelerle demokratik süreçlerin etkisizleştirilmesine, muhalefetin yargı ve çeşitli devlet operasyonlarıyla bölünmeye ve etkisizleştirilmeye çalışılmasına sessiz kalmayacağız.
Ülkemizin içine sürüklendiği ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerin çözümü, daha fazla baskıda değil, daha fazla demokrasi, eşitlik, hukuk ve toplumsal dayanışmadadır.
Türkiye’nin ihtiyacı siyasal alanın daraltılması değil, halkın örgütlü katılımının büyüdüğü, emekçilerin söz ve karar hakkının genişlediği gerçek bir demokratikleşmedir.
Bu nedenle, emekten, demokrasiden, laiklikten, özgürlükten ve halk iradesinden yana olan tüm toplumsal kesimleri ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
İşçilerin, emekçilerin, emeklilerin, kadınların, gençlerin ve halkın ortak geleceği için, ayrıştırmaya değil birleşmeye, korkuya değil dayanışmaya, baskıya değil demokrasiye ihtiyaç vardır.
Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu olarak demokrasiye, halk iradesine ve toplumsal muhalefete yönelik her türlü müdahalenin karşısında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
22.05.2026
Mehmet AKCELEP
Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu Adına
