BU ŞEHRİN İTİBARİ KİŞİLERE BAĞLI DEĞİLDİR GEÇMİŞİ SAĞLAM BİR ŞEHİRDİR
Bir şehrin itibarı, tabelalarda yazan isminden değil; tarihinden, duruşundan ve o şehirde yaşayan insanların ortak hafızasından beslenir. Trabzon, Trabzon’un Fethi (1461) ile birlikte yalnızca bir coğrafya olmaktan çıkmış; karakteri, kimliği ve ağırlığı olan bir şehir haline gelmiştir. Tam 564 yıldır bu kimlik, nesilden nesile taşınarak bugünlere ulaşmıştır.
Şehirlerin imajı kolay oluşmaz. Yılların birikimi, mücadeleleri, başarıları ve toplumsal refleksiyle şekillenir. Ancak ne yazık ki bu değer, ihmallerle, kurumsal zafiyetlerle ve kamu vicdanını yaralayan olaylarla zedelenebilir. İşte tam da bu noktada mesele tekil bir olay olmaktan çıkar; bir şehrin hafızasına, saygınlığına ve geleceğine dokunan bir mesele haline gelir.
Trabzon, geçmişte adı anıldığında insanların durup düşündüğü, saygı duyduğu bir şehir olmuştur. Bu saygınlık; sadece tarihinden değil, aynı zamanda adalet duygusundan, dik duruşundan ve haksızlık karşısında gösterdiği reflekslerden gelmiştir. Bugün yaşanan tartışmalar ve kamuoyuna yansıyan olaylar ise bu güçlü imajın sorgulanmasına neden olmaktadır.
Ancak şu gerçeği unutmamak gerekir:
Kökleri derin olan şehirler, yüzeydeki sarsıntılarla yıkılmaz.
Trabzon’un 564 yıllık birikimi, birkaç olayla silinecek kadar zayıf değildir. Fakat bu, yaşananların görmezden gelineceği anlamına da gelmez. Aksine; güçlü şehirler, sorunlarıyla yüzleşebilen, hatalarını düzeltebilen ve ortak akılla hareket edebilen şehirlerdir.
Bugün yapılması gereken; taraf olmak değil, doğruyu bulmaktır.
Susmak değil, adil ve şeffaf bir şekilde gerçeği ortaya koymaktır.
Kurumları korumak değil, kurumsal itibarı yeniden inşa etmektir.
Çünkü şehirlerin itibarı;
siyasi kamplarla değil, ortak vicdanla korunur.
Eğer bir şehirde haksızlık varsa ve buna sessiz kalınıyorsa, asıl imaj kaybı da orada başlar. Ama eğer o şehir, kendi içinden çıkan bir iradeyle “doğruyu” arıyorsa, işte o zaman gerçek gücünü gösterir.
Trabzon’un imajı; geçici tartışmaların değil, kalıcı değerlerin eseridir.
Ve o değerler hâlâ ayaktadır.
Bu yüzden mesele basit değildir:
Bu, bir kurum meselesi değil, bir şehir meselesidir.
Bu, bir tartışma değil, bir itibar mücadelesidir.
Ve unutulmamalıdır ki:
Trabzon’un itibarı, sahipsiz değildir.

