Reklam

Reklam
Reklam
Haberim Hamsi | Trabzon Haber

BİRKAÇ MEVZU ÜZERİNE

Öncelikle tüm okuyucularımın Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.

Bu haftaki yazımız da Türkiye’mizde yaşanan bazı gelişmelere ayırdık.

Mart ayı içerisinde Karaman İlimizde bir İmam hatip Okulunda Arapça okunan İstiklal Marşımızla ilgili bir iki şey söylemek (yazmak) isterim.

Evet bu okulumuzda Arapça okunan İstiklal Marşımızla ilgili video ve haberlere göz attım.

Bir kızımız önce Türkçesini okuyor, diğer bir kızımız da Türkçe okunan kısmın Arapçasını okuyor.

Ve bu sahneye tepkiler yağıyor.

Yok burası Arabistan değil, İstiklal Marşımız Arapça okunamaz ve farklı şeyler yazıldı çizildi. Ama aslında tüm gerçekler göz ardı edilerek yazıldı çizildi.

Bir kere İstiklal Maşının yazarı Merhum Mehmet Akif Ersoy bir Arnavut. Yani bunu bilmeyen yoktur herhalde.

İkincisi bu ülke sadece Türklerden ibaret değil. Bu ülkenin Millet mozaiği epeyce geniştir.

Bu mozaiğin içerisinde Kürt var, Arap var, Çerkez var. Boşnak var, Gürcü var. Arnavut var. Var da var.

Bu Milleti, bütün bu “var” larla meydana getirmiştir.

İstiklal Marşı bir Milletin İstikbalini temsil eder.

Öyleyse; bu Milleti oluşturan “halklar” ın da kendi dili ile İstiklal Marşlarını okumaları en tabii haklarıdır.

Bunu kınamak bence çok yanlış bir şeydir.

İstiklal Marşının Arapça okunmasına tepki gösterenlere soruyorum. Marşımız. İngilizce veya Fransızca okunsaydı aynı tepkiyi gösterecek miydiniz?

Bence hayır. Buna tepki göstermeyecekleri ayan beyan ortadadır.

Başka bir pencereden bakıldığında şöyle bir gerçekte var. Arapça gramer yönünden dünyada birinci dildir. İkincisi Fransızcadır.

Bence, bizim İstiklal Marşımız her dile çevrilsin tüm dünya’ ya dağıtılsın.

Herkes te ne dediğimizi Dünya’ya nasıl bir mesaj verdiğimizi bu vatanı nasıl kurduğumuzu öğrensin.

Bu konu hakkında son söz. Atalarımızın tabiri ile “Öküzün altında buzağı aramaya gerek yoktur” vesselam.

En çok konuşulan ikinci husus; İran, ABD ve İsrail savaşında kimin yanında olmamız gerekir. Konusu oldu.

Bu o kadar konuşuldu ki, siyasilerden tutunda, din adamlarına kadar herkes bu konuda görüşünü bildirdi.

Ağırlıklı olarak İran’ın Şia (Şii) olduğu ve desteklenmesin gibi söylemlere de rastladım.

Doğrusu; İmam-ı Şafii’ye atfedilen meşhur bir hikmetli söz vardır.             “Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür”

Yine bizlere ışık olacak olan bir söz daha var. “Düşmanımın Düşmanı benim dostumdur.” Bu söz de Said’i Nursi’ ye atfedilir.

Bu her iki güzel söz de bizlere ışık olmaktadır.

Bu arada İran Müslümandır. Geçmişi bir kenara bırakıp fiili yardım yapamıyorsak onları hiç değilse dualarımızla desteklemek lazım diye düşünüyorum.

Biz ABD’nin veya Allah korusun İsrail’in yanında yer alamayız. Şu anda İran yedi düvele karşı savaşmaktadır.

Bizler inanç olarak da her zaman Mazlumun yanında olmalıyız. Olduk da. Eğer tüm Müslüman ülkeler uyanır birlikte hareket ederlerse ABD’nin ve Batının zulmü son bulur.

Hürmüz boğazı Çanakkale savaşı ile aynı benzerliktedir.

İnanıyorum ki, iyilerin duası Sivil İran halkının mücadelesi ve İran Askeri güçlerinin birliği çerçevesinde bu savaş İnananların savaşı olacaktır.

Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz. (Ali İmran 139)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Günebakış Trabzon Haber